AUROVILLE, 1. Bölüm

BAŞBAKAN TARAFINDAN ZİYARET EDİLEN ÜTOPYA, Şubat 2018


.


Auroville, güney Hindistan’da, 2136 yetişkin, 690 çocuk nüfuslu, birlik beraberlik ve bilincin dönüşümünü deneyimlemek hedefiyle, 84.000 dönüm üzerine kurulmuş, hiç bitmeyen bir eğitim ve uyanışın eko-şehri. Dünyanın farklı yerlerinden gelip Auroville’e yerleşmiş insanlar burada, geleceğin kültürel, sosyal, çevresel ve manevi ihtiyaçlarına çözüm getiren sürdürülebilir bir yaşam oluşturmak için araştırıyor, çalışıyor ve çabalıyor. 

Her yer yemyeşil ve kırmızı pudramsı bir toprakla örtülü, lütfen hayal gücünüzü sınırlamayın, bırakın doğa ve yeşile ait tüm habitat coşsun zihninizde. Bir zamanlar muson yağmurlarıyla yıkanıp denize akıp duran bu topraklar, bir hayalin peşinde, üzerine düşen her suyu kanallar yoluyla yönlendirerek ve ağaçlandırarak bugünkü halini almış. Çok az asfalt yola rastladığımız, arabanın çok nadir görüldüğü, herkesin ya motor ya bisikletle dolaştığı, topraktan doğup dallarıyla yeniden toprağa dönen banyan ağaçları, doğal yapılar ve çiçeklerle dolu bir bölgedeyiz.

Hindistan’ın geri kalanından farklı, sakin, temiz ve düzenli bir yaşam var Auroville’de. Hindistan deyince akla gelen yol kenarlarında çöp yığınları ve çömelmiş tuvaletini yapan insanlar, içinden geçecekmiş gibi bağıra bağıra üzerine gelen kaotik bir trafik yok burada. Tüm ağır kokuların yapışıp kaldığı tütsülenmiş nemli hava, burada çiçek kokularıyla hafifliyor. Bakımlı bahçeler, rengarenk çiçekler, düzenli park alanları, bisiklet yolları, bilgilendirici tabelalar, her yerde temiz içme suyu, çeşit çeşit araştırma, kültür sanat ve aktivite merkezi ile dolu burası. Sonsuz bir özenle korunup bakım gören, kutsal meditasyon odasının kabuğu altın top Matrimandir ile bahçesi, Auroville’in kalbi Banyan ağacı merkez alınarak kurulmuş. Dışında dönen tüm gürültüye ve karmaşaya rağmen Auroville, merkezine koyduğu sükunetin kutsamasıyla, sessiz ve başarılı, tıkır tıkır bir düzen içinde işliyor. Kimlik kaygısıyla çarpışarak yol alamayanların topraklarından gelen biri olarak, farklı bir yaşam oluşturmaya çalışan küçük ve birbirinden farklı toplulukların Auroville’de yarattığı bu sade ama zengin düzenin bu kadar muntazam ve etkili bir şekilde işlemesiyle büyülenmiş haldeyim. Yaşayan bir ütopya burası.

Gittikçe ütopik özelliğini kaybettiğini söyleyenler de var. Ziyaretçilere dönük yüzü her yerdeki gibi, içeriye para girdisine yönelik bir pazar. Ürünler daha hint işi, daha doğal, sade, lüksten uzak ve reklamsız olsa da düz, amaç para kazanmak. Her şeye rağmen, Auroville, yaşayan dünyamızda bildiğim tek dışarıya açık, başarılı ütopya.

28 şubat 1968’de, bundan tam 50 yıl önce, Auroville’in açılış merasimi yapılmış: 124 ülkeden ve bütün Hint Devletlerinden temsilen gelen genç insanlar, ana vatanlarından getirdikleri bir avuç toprağı, Kutsal Kap (the Marble Urn) dedikleri mermer bir anıtın içinde birleştirmiş. İnsan birliğine ve uluslararası bir anlayışa adanmış şehrin yaradılışını sembolize eden Kutsal Kap bugün Matrimandir’in bahçesindeki amfi tiyatronun en yüksek noktasında duruyor. Tıpkı Matrimandir’de, kürenin iç kenarını takip eden yolu ağır ağır tırmanarak varılan meditasyon odası gibi, Kutsal Kap’a da ufak bir spirali dolanarak ulaşılıyor.

Auroville, Hindistan’da büyük bir bilge, şair ve öncü olan Sri Aurobindo ve manevi işbirlikçisi, Anne (the Mother) diye anılan Mira Alfassa’nın ciltlerce detaylandırdığı hayali üzerine kurulmuş bir eko-şehir. 1878’de Fransa’da doğan Mirra, 1920 yılında Hindistan’a geldiğinde Pondicherry’deki aşrama giderek Sri Aurobindo ile tanışmış. Mirra bu tanışmayı kitaplarından birinde anlatmış. Bu tanışmanın hikayesini, Auroville’in en yaşlılarından biri olan homeopat M. Zelnek ile seanslarımızdan biri sırasında gözlerimden yaşlar akarak sessiz bir esrime ile dinledim: Günlerce süren bir sohbete dönüşen tanışmaları sırasında, Mirra, o güne kadar yaşadığı en mutlu anda bile içinde taşıdığı acıdan, zihninde konuşup duran ve durmaksızın onu eleştirip küçümseyen, olumsuzlayan sesten yavaş yavaş ayrılmış ve daha önce hissetmediği bir huzura ermiş.

1952’de Uluslararası Eğitim Merkezi’ni kurulmuş ve 1968’de de Auroville. Evrimleşme yolunda deneysel bir zemin ve labaratuvar ortamı olmuş. 

Burada da işler sarpa sarmış bir zamanlar. Anne 1983’te ölünce, Pondicherry’deki bir organizasyon Auroville projesini yönetme hakkının kendisinde olduğunu iddia etmiş. 7 yıl süren mücadele boyunca kendine ait bir kimlik ve işleyiş oluşturmakta zorlanan Auroville halkı, sonunda hükümetten Auroville’in yönetimini devralmasını rica etmiş. 1980’de, Auroville’in tüm mal varlığı ve işletmeleri geçici olarak Hint Hükümeti’nin yönetimine girmiş. Bu süre içinde herkes sakinlemiş, yenilenen bir denge ve büyüme içine girilmiş. 1988’de  hükümet yönetimden çekilmiş, tüm mal varlıkları ve işletmeleri özerk bir kuruluş olan Auroville Vakfı’na bağışlanmış. Denildiğine göre o tarihten itibaren Auroville, tüzüğüne bağlı kalarak özgür bir şekilde gelişmiş.

Ne var ki, 2018’in şubat ortalarında buraya ilk gelişimizde başbakan Modi’nin Auroville’e gelecek olması ile eğitimler, etkinlikler, gösteriler… her şey iptal olmuş, hayat durmuş. Yollar değiştirilmiş, yasal olarak Auroville’e ait olmayan toprak parçalarına girişler kapatılıp etrafından dolanan geçici yollar açılmış. 

Arkamda oturan Sihka’nın elinde Auroville’in haritası, yeni sürmeyi öğrendiğim kiralık skutır motorumuzla, gitmek istediğimiz yere varana dek bir oraya bir buraya dolanıp duruyoruz. Neyse ki, motoru döndürüp ters yöne gitmek kolay. Yumuşak ve nemli havayı yara yara ilerlerlerken, rüzgarın bizi yalayıp geçmesinden, Sihka’nın soluğu sırtımda, kolları belime dolanmış motor sürmekten çok keyif alıyorum. Motor, değişen yollar yanıltıcı olsa da bilmediğimiz bir çok yeri hızla ve püfür püfür bir keyifle keşfetmemizi sağlıyor. Bu karışıklıkta, Auroville Ana Yolu’nda, daha sonra bu bölgeyle yakından uzaktan alakası olmadığını göreceğimiz bir trafik sıkışmasına bile tanık oluyoruz. Sıra olmuş motor zincirinin başlarındaki bir adam, geçişi engelleyen barikata arkasını dönerek motorunu geriye doğru çeviriyor ve gırtlakta ezilip genizden geçerken şekil alan o ilginç Hint aksanıyla bağırarak arkadakilere haber veriyor: “Political men are coming. Road is closed!” (Politik adamlar geliyor. Yol kapalı!) 

Auroville’i çevreleyen caddenin iki kenarına kilometrelerce demir parmaklık dizilmiş. Kavşaklara, köşelere, insanın girip çıkabileceği her yere yüzlerce polis yığılmış. Hint polisi, kahverengi derilerini örten sütlü kahve formalarıyla, kızıl turuncu toprak zemin üzerinde olabildiğince doğal ve yumuşak başlı görünüyor, görevlerini yapmaktan öte apolet apolet şişinmiyor, kimseye bir tehdit doğrultmuyor. Kendi hallerinde bir duruşları var. Dikkat çekici olan sayıca bu kadar fazla olmaları. Sanki başbakan bir dev, elini kovaya daldırıp polis avuçlamış, her köşeye kum gibi akıtmış, gidene kadar da bunu yapmaya devam ediyor. Böylece geldiği gün Auroville’deki polis sayısı dokuz bini buluyor. Dışarı çıkma yasağı ile kapatıldığımız misafir evlerinin bahçesinde oturmuş bir geçit töreni beklerken, kamerasıyla yolu çekmeye yeltenen bir misafir, kadın bir polis tarafından uyarılıyor. Uyarının gülümseyerek gelmesi ilginç. Misafir Evinde çalışan bir Hintli, “Modi korkuyor”, diyor. Meğer 9. Hindistan başbakanı Rajiv Gandhi, Chennai’de bir intihar bombacısı tarafından suikasta kurban gitmiş. 1991’de gerçekleşen bu olayda 14 kişi yaşamını yitirmiş. 2014’ten bu yana başbakan olan Modi de, mimli Chennai’nin 150 km güneyindeki Auroville’e gelirken bu olayın etkisi altındaymış. 

Hintlilerin başbakanlarının ismini söylerken, sanki sabah evden çıkarken el salladıkları komşusuymuş gibi, “Modi,” dedikleri dikkatimi çekiyor. Yine de ben, koca Hindistan’ın en aktif ve gündemdeki politik adamı olsa da, geçmişte yaşanmış bir suikasttan öte, korkacak başka şeyleri de olsa gerek diye düşünmeden edemiyorum. Hani sanki iyisiyle kötüsüyle kabullenilmişçesine bir telaffuz, “Modi”.

Sonra öğreniyorum, başbakan Auroville’e kara yoluyla değil, helikopter ile gelmiş! Bir konuşma bile yapmış, sadece Auroville’lilerin haberi olmuş elbette.

Başbakan’ın ziyaretinin nedeni Auroville’in 50 yılını tamamlamak üzere oluşu. Bir hayalin adım adım gerçekleştiği ve her geçen gün daha da geliştiği bir yarım asır. Başbakan gittikten sonra hayat aheste aheste değişiyor. Bu sefer de herkes 50. Yıl kutlamaları için yapılan hazırlıklarla o kadar meşgul ki, gerçekte Auroville’de yaşamın nasıl olduğunu görebilmek için bir süre daha beklememiz gerekecek.

Bir cevap yazın