Sihrini yaşamamış için yalandan ibaret, ne yazık.

Bazı kronik ve akut sağlık sorunlarımı Homeopati ile ruhum duymadan atlatmışımdır. Mesela bileklerimde başlayan, geceleri dirseklerime dek tırmanarak sinsi bir uyuşma ve ağrı ile uyanmama neden olan, “Karpal Tünel Sendromu” tanısı konmuş sorunum. Sağ olsun doktor, “Ellerini zorlama, hatta kullanma,” “Bileği destekleyen eldivenler takacaksın,” “Bunun sonu ameliyat,” gibi sözlerle hayat kalitemi yükseltebileceğine dair umut aşılamıştı bana! Ellerini kullanma ha! Çok kızmış ve hatırlamıştım.

İhtiyaç duyana dek hep unuturum homeopatiyi. Tâ ki klasik tıp, mükemmel semptomal temizlik dışında kaynağına yüz vermediği ve çözemediği bir sorunu çeşnilendirerek önüme sürene veya düşme, çarpma, parmağımın arabamın kapısına sıkışması gibi ani ve akut bir durumla karşılaşana dek. Tüm hatırlamaların ilhamı ihtiyaç.

Bir sene gidebilmiştim Homaopati kursuna. Homeopati Derneği’nin ilk öğrencilerindendim. Hayat sürüklenmeleri, devamı gelmemişti. Tıp dersleri, bir türlü içine giremediğim, sevemediğim, sürüklenmelerimi başka yönlere taşıyan baş aktör olabilir, sorgulamıyorum. Amacım belirginleşmiş, Homeopat olmaktan vazgeçmiş, yaşantımda Homeopati’den yararlanmanın fazlasıyla yeterli olduğuna karar vermiştim. Zaten hiçbir zaman bir şey olmaya çalışmamışımdır, hep, “Önce şifalanayım,” derim. Bir sene kurs bunun için fazlasıyla yeterliydi, gerisi okumaya devam etmek, remedileri tanımak ve kendini anlamaktı. En zoru, her alanda, kendini anlamak. Hiçbir kursun sağlayamayacağı bir şey. Sonsuz içsel okulunda ders kırıp kaytarmak da, defter tutup çok çalışmak da, sana has bir ilgilenme yöntemi geliştirip hasbelkader kendin olmayı başarmak da mümkün. İçsel okulumuzda öğretmen de öğrenci de kendimiziz, anne, baba, öğretmen, öğrenci, sevgili, işçi, patron, becerikli, beceriksiz, sabotajcı, destekleyici, her şey olabildiğimiz gibi.

İnsanın anlayabildiği ölçüde kendi olması gibi, güvenebileceği bir homeopat bulması da kolay değil. Bana göre iyi bir homeopat açık fikirli, her dem kendini geliştiren ve iyi bir terapist gibi kendiyle ilgili derdini az çok çözmüş biri olmalı ki sana bakar dinlerken kendisiyle ilgili mevzular parazit yapıp görüşünü bulandırmasın.

Homeopati yavaş işleyen ve sen ne olduğunu anlamadan seni sorunundan uzaklaştıran, en iyi ihtimalle de sorunu kökünden çözen bir mekanizma.

Sabırsız bir insan olduğum için yerimde duramayarak peş peşe iki homeopata gittim Karpal Tünel tanısı ile şahlandıktan sonra. Verdikleri iki farklı remediyi beş gün arayla aldım. Hangisi işe yaradı tam bilmesem de Karpal Tünel ağrı ve uyuşmalarım azaldı, azaldı ve bir gün bir baktım yok olmuş. Başka hiçbir tedavi uygulamamış olduğum için çok eminim ki homeopati, Karpal Tünel’imi tedavi etti.

Akut bir duruma örnek ise, tiyatroya yetişeceğim diye arabamın kapısını son sürat kapatıp parmağımı kapı aralığında unutmamın temellerine inmeden, oyunun ilk yarım saati parmağım kopacak mı yoksa “Arnica 200 C” işe yarayacak mı diyerek yerimde duramadığım vakadır. Yarım saat sonra sanki hiçbir sorun yaşamamış gibi oyundaki esprilere gülüyordum.

Bana göre homeopati sihir. Her konuda olduğu gibi, doğru remediyi bulduğunda menevişlenerek usul usul ruhuna nakşolan şifalı bir sihir.

Bol miktarda homeopatik devaya sahip olma arzumuzu nasıl çözdüğüme gelince. Sihte’nin Hindistan’dan getirdiği koca bir bavul remedi eşe dosta dağıttıkça ve kullandıkça hızla azalıyordu. Remedileri sulandırarak çoğaltmak mümkündü fakat biz remedi bolluğumuzla şımarmış kullandıklarımızın hiçbirini sulandırmamıştık. Kuru ve loş bir ortamda sakladığımız remediler daha fazla azalmadan sulandırma yöntemi ile dev bir ezcane yaratma hayalleri kurmaya başlamıştık. İlk yapmamız gereken düzenlemeyle ilgili eğlenceli hazırlıklardı. Üç top remediden defalarca ve bir çok kişice yararlanabilmek için bir adet damlalıklı küçük cam şişe, remedi, temiz içme suyu ve güzel bir etiket gerekliydi. Sihte bu işleri çok sever. Düzenlemeye duyduğu ihtiyaç benim için öyle görünür ki, bir kenara çekilip cam şişe ve etiket olayına nasıl sarıldığını izlemekle yetindim. Ben de remedileri görevlerine göre ayırmak ve eksikleri temin etmekle görevlendirdim kendimi.

Homeopatik Remedi Sulandırmak için:

Hiç açılmamış temiz içme suyu veya kaynamış ve soğumaya bırakılmış temiz suyu, tertemiz bir kavanoza koyun. İçine sulandırmak istediğiniz remediden 3 top atın. Kavanozun kapağını kullanılmamış temiz bir kapakla kapatın. Remedilerin erimesini bekleyin. Topçuklar görünmez olduğunda kavanozu elinize alın, diğer elinizi avuç içi yukarı gelecek şekilde açın ve kavanozun dibini 10 kez açık avuç içine vurarak yukarı aşağı çalkalayın. Her kullanmadan önce bu çalkalamayı tekrarlayın. Elde ettiğiniz sulandırılmış remediyi, üzerlerine remedinin adını ve potensini yazdığınız damlalıklı küçük kavanozlara koyup kullanabilir, sevdiklerinize dağıtabilirsiniz.

Önümüzdeki yıl bu konuda sizleri sürprizlerimizle şaşırtacağız. Şubat 2021 gibi bu sayfaya bir uğrayın derim.

Homeopati ile ilgili daha detaylı ve bilimsel bilgi edinmek için http://homeopatidernegi.org sitesini ziyaret etmenizi öneririm.

Homeopati ile ilgili bulunabilir Türkçe kitaplar:

http://homeopatidernegi.org/medya/kitaplar/ sitesindeki kitaplar,

ve

Homeopatinin Temel İlkeleri, George Vithoulkas, Günçe Yayınları

Homeopati Bilimi, George Vithoulkas, Günçe Yayınları

Homeopati, Levent Buda, A7 Kitap

Sürprizlerimizin içinde ne olmasını isterdin? sihirlitekerler@gmail.com adresine “sürprizim” başlığıyla yaz, yapabileceğimiz bir şey ise yeni yılda seni sevindirelim.